Jeffrey Epstein’ın Bağlantılarıyla Yeniden Gündeme Gelen İngiltere’deki Cinayet Davası

Jeffrey Epstein'ın Bağlantılarıyla Yeniden Gündeme Gelen İngiltere'deki Cinayet Davası

İngiltere’yi derinden etkileyen bir cinayet davasının ayrıntıları, geçtiğimiz Ocak ayında ABD Adalet Bakanlığı tarafından açıklanan Jeffrey Epstein belgeleriyle yeniden gün yüzüne çıktı. Bu belgeler, Epstein’ın karanlık dünyasının, düşündüğümüzden çok daha geniş etkiler yarattığını ortaya koyuyor. İngiliz basınında yer alan haberlere göre, Epstein, 2008 yılında bir kadının katil zanlısının cinayet ve tecavüz suçlamalarından yargılanmasını engellemiş ve bu kişinin kaçmasına yardım etmiş.

2008 yılının Mart ayında, genç bir kadının cinayetiyle ilgili çıkan manşetler, hem trajik hem de şok edici bir olay olarak hafızalara kazındı. Norveçli öğrenci Martine Vik Magnussen, yalnızca 23 yaşında cinayete kurban gitti. Olayın çok daha korkutucu bir boyutu, katil zanlısı Farouk Abdulhak’ın, İngiltere ile suçlu iade anlaşması olmayan Yemen’e giderek yargılamadan kaçmış olmasıydı. Martine’nin cinayetiyle ilgili dosya, yıllar sonra Jeffrey Epstein’ın adıyla yeniden gündeme geldi.

Martine’nin babası Odd Petter Magnussen, kızının dosyasının hala çözüme kavuşturulamamış olmasından duyduğu endişeyi dile getirerek, olayla ilgili gelişmeleri aktardı.

Epstein, Abdulhak’ın babası olan Yemenli milyarder Shaher Abdulhak ile o dönemde Kraliyet Savcılık Hizmetleri (CPS) Direktörü olan Lord Ken Macdonald arasında bir görüşmenin aracı oldu. O dönemde CPS’in başında bulunan Macdonald, Ekim 2008’de görevinden istifa ederek kendi avukatlık firması kurdu. Epstein, zengin dostuna hukuki danışmanlık yapması için Macdonald’a ulaştı ve bu görüşme sonucunda Abdulhak’ın babasından 20 bin pound ücret aldı.

Martine’nin babası Petter, cinayetin işlendiği dönemde CPS’in başında olan birinin baş şüpheli ve onun babasıyla görüşmesini “son derece yanlış” olarak tanımladı. Epstein belgeleri ayrıca, Epstein’ın Norveç’in eski İngiltere Büyükelçisi Mona Juul ile olan yakın dostluğunu da gözler önüne serdi. Petter, Norveç hükümetinin Farouk Abdulhak’a karşı yeterince sert bir tutum sergileyememesinin ardında Juul’un etkisinin olduğunu düşündüğünü belirtti.

Martine Vik Magnussen’in cesedi, Londra’daki Regent’s Park civarındaki bir apartmanın bodrum katında molozların altında bulundu. Genç kadın, boğularak öldürülmeden önce tecavüze uğramıştı. Olayın hemen ardından, Martine’nin arkadaşı olan Abdulhak şüpheli konumuna gelmişti. Olay günü, Martine ile birlikte en son görülen kişi olarak tanımlanıyor. Abdulhak, cinayetten sonra hızlı bir şekilde İngiltere’yi terketti ve Yemen’e geçti. Şu an 39 yaşında olan Abdulhak, o günden bu yana Yemen’de yaşıyor ve yakalanmayı başarmış durumda. Bu cinayet davası, Epstein’ın etkilerinin ne kadar derin olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

Author: Emre Demir