Cari açıkta Çin tehlikesi

Türkiye ekonomisinin en büyük iki probleminden biri cari açık. Cari açığın ise en büyük kalemi dış ticaret açığı. Son 10 ayda dış ticaret açığımız yüzde 22 azalışla 91,9 milyar dolara geriledi. Türkiye bu açığı, yıllardır turizm geliri ve hizmet ihracatı gibi kalemlerle kapatmaya çalışsa da yaklaşık yarısı Çin’den yapılan ithalattan kaynaklı bu kara deliği tamamen kapatmak imkânsız.

10 ALIP 1 SATIYORUZ

En çok ithalat yaptığımız Çin, Türkiye’nin ihracat yaptığı ülkeler sıralamasında ilk 20’de bile yer almıyor. Yıllık 45 milyar doları bulan ithalata karşın bizim Çin’e yaptığımız ihracat 3-4 milyar dolar civarında seyrediyor. Bir başka ifadeyle Çin ile ikili ticarette 10 alıp 1 bir satıyoruz. Bu durum Türkiye’nin cari açığını körüklediği gibi, yerli üreticinin rekabet gücünü baltalıyor. Yıllardır Türkiye’nin ithalatında ilk sırada yer alan Çin, Türkiye’nin ihracatında ilk 20 ülke arasında yer almıyor. Türkiye geçen yıl 617,5 milyar dolarlık dış ticarete imza attı. Bu rakamın 255 milyar 777 milyon dolarını ihracat, 361 milyar 774 milyon dolarını ise ithalat oluşturdu.

DIŞ TİCARET AÇIĞININ YARISI ÇİN’DEN YAPILAN İTHALAT

Geçen yıl 105 milyar 997 milyon dolarlık diş ticaret açığı verdik. Bu açığın 41 milyar 680 milyon doları Çin ile ikile ticarette verdiğimiz açık oluşturdu. Toplam açığın yüzde 39,3’ü Çin ile yaptığımız dengesiz ticaretten kaynaklanıyor.

Özellikle döviz kurunun dengeli seyrettiği ve TL’nin değer kazandığı zamanlarda, ithalatçıların Çin’den yüklü miktarda alım yapması dikkat çekiyor. Dünyanın en büyük ikinci ekonomisine sahip Çin, son yıllarda ekonomik etki gücünü artırsa da Türkiye’nin bu ülkeyle ikili ticarette verdiği açığını azaltacak potansiyeli var.

ÇARE YERLİ VE KALİTELİ ÜRETİMDE

Çin’in ucuz işçilik ve ucuz ham madde avantajını karşın Türkiye; yerli üretim potansiyeli, genç nüfus ve pazarlara yakınlık gibi avantajları ön plana çıkarabilir. Pandemide bu özelliklerinden dolayı öne çıkan Türkiye’nin, rekabette elde ettiği bu avantajı Çin’e kaptırmamak için ithal ikame malların üretimine verilen desteklerin artırılması lazım.

ÇİN’İN AŞIRI SÜBVANSİYONU VAR

Çin hükümeti, ihracatçı firmalarını desteklemek için her türlü desteği veriyor. Fiyatta rekabet avantajını kaybetmemek için verilen desteklerin başında ise vergi istisnaları geliyor. Bu konuda verilecek en çarpıcı örnek Türkiye ile Çin arasında yaşanan elektrikli otomobil ticaretinde yaşandı. Türkiye, Çinli elektrikli otomobillere yüzde 40 ek vergi koyduğu halde Çinli firmaların elektrikli otomobil satmayı sürdürüyor.

İŞLEYİP BİZE SATIYORLAR

Çin Türkiye’den ağırlıklı olarak ham madde alıp, bize işlenmiş nihai ürün olarak geri satıyor. Bu gerçeği, iki ülke arasındaki başlıca ürünlerin alım satımı ortaya koyuyor. Türkiye ağırlık olarak Çin’e meyve, hayvansal ve bitkisel yağlar, antep fıstığı, hububat, un, su ürünleri, süt ürünleri, mermer, metal cevherleri, kurşun, krom, bakır, demir, çinko ve bor cevherleri satıyor. Buna karşın Çin’den ithal ettiğimiz başlıca ürünler ise şöyle: Telefonlar, bilgisayar, kameralar, ses kayıt cihazları, kompresör, elektronik ürünler, tekstil ürünleri, plastik ürünler, otomobil parçaları, mobilya ve makine ile ekipmanları.

RUSYA’NIN BİRİNCİLİĞİ UZUN SÜRMEDİ

Rusya-Ukrayna Savaşı, en çok ithalat yaptığımız ülke sıralamasını geçen yıl değiştirse de bu durum uzun sürmedi. Avrupa ve ABD’nin uyguladığı ekonomik ambargo Rusya’nın Türkiye ile daha fazla alış veriş yapmasına neden oldu. Bunun yansıması rakamlara yansıyınca Türkiye geçen yıl en çok Rusya’dan ithalat yaptı ve Çin ikinci sıraya düştü. Türkiye’nin Rusya’dan yaptığı ithalat 45 milyar 602 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 41 milyar 680 milyon dolar ile Çin, 28 milyar 684 milyon dolar ile Almanya, 19 milyar 902 milyon dolar ile İsviçre, 15 milyar 778 milyon dolar ile ABD izledi.

TÜRKİYE’NİN “KALİTE” AVANTAJI VAR

Çin; “ucuz” ve “kalitesiz” imajından kurtulmak için son yıllarda yaptığı yatırımlarla öne çıkıyor. Türk ürünleri ise hem Avrupa’da hem Afrika’da hem de Amerika’da “kaliteli” ve “uygun fiyat” özellikleriyle dikkat çekiyor. Kalite bakımından Çin’den daha iyi konumda olan Türk ürünleri, fiyat rekabeti bakımından ise Çin ile yarışabilir durumda. Bu avantajın elde bırakılmaması gerektiğine dikkat çekiliyor. Avrupa’da Türkiye ile rakabette zorlanan Çin, Afrika’da son yıllarda pazar kapma yarışında.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir