“`html
Mustafa Önsel’den FETÖ’nün Kumpaslarını Anlatan Yeni Kitap
Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) düzenlediği Ergenekon ve Balyoz komplo davalarında hedef tahtasına yerleştirilen emekli Jandarma Kurmay Albay Mustafa Önsel’in kaleme aldığı “İçimizdeki Beşinci Kol” adlı eser Kırmızı Kedi Yayınevi’nden yayımlandı.
Önsel, kitabında şu önemli sorulara cevap bulmaya çalışıyor: “İzmir Casusluk” kumpası nasıl oluşturuldu? Yirmili yaşlarının başındaki bir genç kadın, danseden generallerin de bulunduğu altmış kişilik bir grubun nasıl yöneticisi oldu? FETÖ’nün “delillendirme” tekniği hangi yöntemlerle işliyordu? İlkokulu dahi bitirmekte zorlanan, bilgisayar kullanmayan kadınlar nasıl casus olarak yaftalandı?
Kitapta dikkat çeken bir diğer bölüm ise, FETÖ’nün İzmir Askeri Casusluk davasında 26 ay tutuklu kalmış ve sonrasında beraat hakkını elde eden Narin Korkmaz’ın hikayesidir.

İlk Kumpasa Uğrayan Narin’in Hikayesi
Önsel, Türkiye’de oldukça tartışılan Narin Korkmaz’ın öyküsünü okurlarına sunuyor…
Takvimler 9 Mayıs 2012’yi gösteriyordu. Üniversitede okuyan Narin Korkmaz, Denizli’deki öğrenci evinde bir arkadaşından kalmıştı. Bahar şenlikleri ve derslerin sonlarına yaklaşırken, hayatının en mutlu dönemlerini yaşamaktaydı.
Birden babasının telefonuna yanıt vermek zorunda kaldı. Babası; “Ne tür işler çeviriyorsun orada? Anarşist misin? Polisi eve göndermişler, sen şüpheliymişsin” diye telaşla konuşuyordu.
Kızının, babasıyla olan ilişkisi pek iyi değildi ve bu kadar ciddi bir konunun şaka olduğunu düşündü. Telefonu kapattığı zaman aklında birçok soru vardı. Çeşitli olayların tanığı olduğunu düşünse de neden böyle bir arama yapıldığını anlamıyordu.
Arkadaşına, “Hadi en yakın karakola gidelim, belki orada durumu netleştiririz” dedi. O dönemlerde Ergenekon ve Balyoz gibi davalar devam ediyordu. Şakayla, “Şimdi beni Ergenekon’dan alacaklar mı?” dedi ve birlikte güldüler.

90’lı Yıllarda Yaşanan Aile Gerilimleri
Karakola vardıklarında, Narin “Beni arıyordunuz, geldim. Ne oldu?” diye sordu. Ancak polisler, durumun ciddiyetinin farkında değildiler. Narin, bir buçuk saat bekledikten sonra sivil bir ekip geldi ve evine baskın düzenleyeceklerini belirtti.
Narin, durumun basit bir tanıklıkla ilgili olarak gelişmeyeceğinin farkındaydı. Olan bitenden endişeliydi. Genç yaşta zor bir çocukluk geçiren Narin, anne babasının ayrılığıyla ağır travmalar yaşamıştı. Hayatı pek iç açıcı değildi; babası görme engelliydi ve geçimsizlik nedeniyle sürekli bir huzursuzluk hakimdi.
Yetmişe yakın yaşamsal zorluklarla büyüyen Narin, birçok kez evden kaçmayı denedi. Hayalleri arasında pilot olmak vardı. Ancak hayatı onu beklenenin çok ötesine sürükleyecekti.
Bir askeri öğrenciyle yaşadığı aşk, onun için yeni bir başlangıç gibiydi. Fakat aşka olan bağlılığı, onu daha sonra büyük zorluklarla karşı karşıya bırakacaktı.

FETÖ’nün Kumpasları ve Narin
O dönemde Fetullahçı çeteler, emniyet ve yargı gücünü kullanarak, muhalif olan herkese yönelik operasyonlar düzenliyordu. Narin, bu tür kumpaslardan habersizdi. Asker arkadaşlarıyla olan samimi ilişkileri, bir gün ona ciddi sorunlar getirecekti.
FETÖ, genç kadınları, tanımadıkları diğer kadınlarla birlikte kurguladıkları sahte senaryolarla hedef alıyordu. Narin’in ismi bu terör örgütünün mahrem kurgularında yer alıyordu.

Daha sonra, Narin ve diğer kadınlar, sanal olarak birer casus olarak tasvir edilmeye başlanıyordu. FETÖ, kadınları kullanarak, toplumda geniş bir algı oluşturmuş ve kumpas ile tuzaklarını kurmuştu.
Gerçekten de Narin’in başına gelenler, genç yaşından itibaren trajik bir hale dönüşecekti.
İnternette rastgele seçilen kadınlar, Narin’in emrinde olduğuna dair ilginç bir kurguyla tanıtılıyordu. Yapılan iftiraların ne derece ciddi sonuçlar doğurduğunu fark etmeye başladıkça, bu travmanın derinliği hissedilecekti.

Kumpasların Korkunç Gerçekliği
Narin’in hikayesi, sadece kendisini değil, aynı zamanda etrafındaki birçok insanı da etkisi altına alan bir durumdu. FETÖ’nün hedefe nasıl ulaştığını, genç bir kadının hayatı boyunca maruz kalacağı kayıplar ve yıkımlar üzerinden anlamak mümkün.
Narin, dönemin suçlamaları ve kurgusal yargılamalarıyla zorlu bir mücadeleye girecekti. Önsel’in eseri, bu zor zamanların izlerini ve gerçekleri gün yüzüne çıkartmak amacında.

“`