FETÖ’nün 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminden 5 gün önce Palamutbükü’nde çekilen o fotoğrafın anlattıkları

Img

Toygun ATİLLA

Yıllık izindeyim. Ailemle birlikte Datça Palamutbükü’nde tatildeyim. Herkes denize girerken ben bilgisayarın başında haber yazıyordum.

Fotoğrafa bakıyorum da… O günler de saçlarım omuzlarımdaymış, hayli de kiloluymuşum.

Kaderin küçük bir ironisi olsa gerek, tişörtümün üzerinde İngilizce olarak “Two Wheels Move the Soul” yazıyor. Bu motosikletçilerin kendi aralarında kullandığı bir slogan. “İki teker ruhu harekete geçirir” veya “İki teker ruhu özgürleştirir”.

O gün beni harekete geçiren ise iki teker değil, gazetecilik refleksi, gördüğüm tehlikeyi yazma sorumluluğuydu. Herkes denize girerken ben bir köşede oturmuş, yıllık iznimde haberi yetiştirmeye çalışıyordum.

O gün yazdığım haber, ertesi gün Hürriyet’in manşeti olacaktı. FETÖ’cü amiraller hakkında gözaltı kararı çıkmıştı.

Sağlık raporları alarak gözaltına direniyorlardı. Haberde, bu direnişin sıradan bir hukuki süreç olmadığını, daha büyük bir kırılmanın habercisi olabileceğini yazmıştım. Hatta darbe ihtimaline kadar uzanan işaretlerden söz etmiştim.

Yazı yayımlandıktan sonra sosyal medyada organize bir kampanya başladı. Elbette o kampanyanın sahipleri FETÖ’cülerdi. Hürriyet’in o dönemki patronu Aydın Doğan’a seslenip beni işten çıkarmasını istediler. Kampanyanın başını çekenlerden biri de Nazlı Ilıcak’tı. Allahı var, ne Aydın Doğan ne de o dönemki yöneticilerim FETÖ’cülerin o kampanyasına kulak asmadı.

Bugün o fotoğrafın üzerinden tam 10 yıl geçti.

O günlerde FETÖ’nün yarattığı tehlikeyi anlatmaya çalışan gazetecilerden biriydim.

Takip edildik, dinlendik, izlendik, şüpheli muamelesi gördük.

Bunlar, o dönemde çok daha ağır bedeller ödeyen insanların yanında elbette küçük şeylerdi. Biz sadece gazetecilik yaptık. Topluma gördüğümüz tehlikeyi anlatmaya çalıştık. Olması gereken de buydu. Onun için sakın yanlış anlaşılmasın ne kendime bir paye ne de herhangi bir değer biçiyorum. O gün yaptığım ülkesine aşık, insanlarını seven, demokrasiye, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’e inanan, gazeteciliğe idealistçe gönül vermiş birinin tavrıydı.

Normal olanı yapmıştım anlayacağınız abartılacak “kahramanlaştırılacak” bir durum asla yoktu.

Buna rağmen, o günlerde meczup muamelesi gördüm…

Bazen en yakın çevremizden, bazen meslektaşlarımızdan…

Sonra zaman değişti.

Biz sustuk.

O günlerde FETÖ’nün kayığından inmeyenlerin bir kısmı, yıllar sonra en sert FETÖ karşıtı kesildi.

Hayat böyle…

Ben artık bunları tartışmak istemiyorum.

O günden sonra ne değişti, ne değişmedi bunları da tartışmak istemiyorum.

FETÖ ile mücadelede ne eksik ne fazla yapıldı?

Artık inanın bunları da düşünmüyorum.

Ülke FETÖ darbe girişiminden kurtarıldıktan sonra demokrasi, adalet vb konularda ne durumdayız?

Onu da başkaları yazsın.

Bugün bana düşen tek şey var.

15 Temmuz’da hayatını kaybeden şehitlerimizi rahmetle anmak…

Gazilerimize minnet ve şükranlarımı sunmak…

Gerisi artık tarihin ve vicdanların meselesi.

patronlardunyasi.com

yok

Author: Emre Demir